25 Haziran 2014 Çarşamba

DULCE ÜSSÜ VE UZAYLILAR


ABD hükümetine ait yeraltında birçok tünel ve yer altı tesisleri bulunmaktadır. Bunlar arasında en önemlileri; New Mexico’daki Dulce, Sunspot, Datil, Corona, Taos Pueblo, Albuquerque, Arizona’da Santa Catalin dağlarında, Colarado’da Delta, Grand Mesa ve Colarado Springs’de, Kaliforniya’da Needles, Edwards AFB, Tehachapi Dağları, Ft. Irwin, Norton AFB ve Morongo Vadisi, Nevada’da Blue Diamond, Kellis AFB, Groom Lake ve Papoose Lake bölgeleri, Quartzite Dağı ve Tonopah’dır.
 
Dulce, New Mexico’nun kuzeyinde 900 nüfuslu küçük bir kasabadır. Dulce’nin en önemli özelliği Archuletta Mesa’nın altında derin bir sır saklıyor olmasıdır. Söylentilere göre bu sır; Hükümet-uzaylı ortak biogenetik laboratuarlarında insanların ve hayvanların üzerinde korkunç deneyler yapılıyor olmasıdır.Bu üs civarında sık sık parçalanmış sığırlara rastlanmaktadır. Bazı araştırmacılar, parçalanmış sığırlar fenomeninin UFO’larla bağlantılı olduğu söylemektedirler.
 
Gerçekten de Dulce civarında sık sık UFO’lar, acayip ışıklar ve diğer hava fenomenleri rapor edilmektedir. UFO’ların görüldüğü bölgelerde parçalanmış sığırlara da rastlanmaktadır.
 
Aşağıda okuyacağınız Amerikalı araştırmacı Paul Bennwitz’in Dulce üssü ile ilgili açıklamalarının bir dezinformasyon kampanyasının sonucu olup olmadığı açıkça belli değildir. Paul’un Dulce tesisiyle ilgili tek şahidinin açıklamaları için, onu yalancılıkla suçlamak taktik bir manevra olabilirdi ama gerçek dezinformasyon kampanyası, kamuoyuna Dulce hikayesinde inanılacak hiçbir şey olmadığını söylemek olurdu
 
Paul Benewitz, bir UFO tarafından kaçırılan New Mexico’lu Mynra Hansen vakasını incelemişti. Hansen, 1980 yılında bir yer altı tesisine götürülmüştü.
 
 
Christa Tilton, Temmuz 1987’de bir uzay gemisiyle gelen iki küçük gri-uzaylı tarafından kaçırıldıktan sonra, “kayıp zaman” tecrübesini yaşamıştı.
 
Tilton, kaçırıldıktan sonra güvenlik kameraları ve bilgisayarlı kontrol noktalarının bulunduğu yeraltında bir tünele götürüldü. O, bir transit araçla yüz taraması yapılan bir bilgisayar ekranının karşısına getirildi. Bilgisayar ona bir kimlik kartı çıkarttıktan sonra, rehberi tarafından yedi kat yeraltında bulunan bir tesisin birinci seviyesine geldiği söylenti. Christa’nın iddiasına göre, o yeraltındaki 5. kata kadar indirilmiş ve burada uzaylı araçlarının ve küçük gri yabancı varlıkların olduğunu görmüştü.
 
 
Daha sonra götürüldüğü geniş bir odada, bilgisayarlar tarafından kontrol edilen, geniş tanklara asılmış göstergeler ve bazı boru hatlarından çıkarak tankın içine giren geniş kollar görmüştü. Onun dikkatini bir uğultu sesi ve formaldehit kokusu çekti. Tilton bu sıvının tanklarda karıştırıldığı izlenimini edinmişti. Ona tankın muhtevası gösterilmedi. Christa, kaçırıldığı zaman şahit olduğu şeylerin çoğunun sonradan resmini çizmişti.
 
Bu esrarengiz tanklarla ilgili bilgiler, “Dulce Kağıtları” adlı tartışmalı bir dosyada yine ele alınmıştı. Bu dosyada ayrıca Dulce yer altı tesislerinin 30 adet siyah-beyaz fotoğrafı ve bir de video-bant bulunuyordu. İddialara göre, bu kağıtları dışarıya 1979’a kadar Dulce’de güvenlik görevlisi olarak çalışan bir memur çıkartmıştı.
 
1979’un sonunda güvenlik memuru Thomas C., karşılaştığı korkunç gerçekler karşısında daha fazla suskun kalamayacağını anlamıştı.
 
Dulce yakınlarındaki Amerikan Hükümeti/uzaylılar ortak yer altı üssünde rahatsız edici çok şey duymuş ve görmüştü. Çetin bir iç hesaplaşmadan sonra, tesisten ayrıldı ve birçok belgeyi de beraberinde götürdü. Küçük bir fotoğraf makinesi ile, yeraltındaki çok katlı kompleksin 30’dan fazla fotoğrafını çekti. Ayrıca birçok belgeyi ve kontrol merkezindeki bir güvenlik video-bandını beraberinde götürmüştü. Bu bantta laboratuarlar, uzaylılar ve ABD hükümetinin yetkili personeli görünüyordu. Alarmı ve kamera sistemini kapatan Thomas, dışarı açılan 100 çıkıştan birinden yüzeye çıkmıştı.
 
Thomas, orijinal belgeleri çok iyi sakladıktan sonra her birinden beşer kopya çıkardı. Thomas saklanmaya karar vermişti ve bu amaçla karısını ve çocuğunu evinden almaya niyetlenmişti ki, evinin önünde hükümet ajanlarına ait bir minibüsü beklerken gördü.
 
Thomas yakın bir arkadaşının ihanetine uğramıştı. Ajanlar, Thomas’ın karısını ve çocuğunu, tesislerden aldıklarını geri vermesi şartıyla, serbest bırakabileceklerini söylediler. Thomas, ailesinin biyolojik denemelerde kullanılacağını anlayınca, ortadan kaybolmaya karar verdi. Bu 10 yıl önceydi. Thomas böyle bir gizli entrikaya nasıl karışmıştı?
 
Şimdi 50’li yaşlarda olan Tomas, 20’li yaşlarının ortasında Batı Virginia’da bir yer altı tesisinde, çok gizli fotoğrafçılık eğitimi almıştı. O, 7 yıl Hava Kuvvetleri için çok gizli fotoğrafçılık yaptı. 1971’de Santa Monica/Kaliforniya’da Rand Corporation için çalışmaya başladı. 1977’de Dulce tesislerine transfer oldu. Yeraltındaki görevine, derin yer altı tüp-mekik sistemiyle gidiyordu.
 
Bu zaman içinde Santa Fe/New Mexico’daki bir güvenlik görevlisi, özel olarak UFO görüntüleri, hayvan parçalanması fenomenini ve bölgedeki Mason-Wicca gruplarının faaliyetlerini araştırıyordu .Thomas’ın ve araştırmacının ortak arkadaşı olan bir şahıs, 1979’da Santa Fe’ye gelerek her ikisini de ziyaret etti. Ziyaretçi fotoğraflara, video banda ve Dulce üssünden alınan belgelere de göz attı. Buradan bazı resimler çizildi ve böylece UFO araştırmacısı toplulukların “Dulce Papers” (Dulce Kağıtları) diye bildikleri bilgiler ortaya çıktı.
 
Thomas’ın iddiasına göre, Dulce tesislerinde 18.000 kısa “gri” vardı; ayrıca o, sürüngenimsi-humanoid’ler ( İnsanımsılar ) de görmüştü. Thomas’ın bir iş arkadaşı evinde, materyalizme olan 6 foot ( 1.83 m) boyunda bir sürüngenimsi(4) ile yüz yüze gelmişti. Reptoid ( Sürüngenimsi ) duvardaki New Mexico ve Colarado haritaları ile çok ilgilenmişti. Haritalardaki renkli toplu iğneler ve işaretler, sığırların parçalandığı bölgeleri, kaçırılma olaylarının yoğun olarak yaşandığı yerleri, eski harabeleri ve şüpheli yer altı uzaylı üslerini gösteriyordu.
 
 
Çok katlı Dulce yer altı üssü, üs güvenliği tarafından devamlı kontrol edilen merkezi bir sisteme sahiptir. Üssün güvenlik seviyesi aşağı inildikçe artıyordu. Thomas, gizlilik kategorisinde güvenlik derecesi “ULTRA-7”ye sahipti. Thomas’ın bildiği 7 aşağı kat vardı ama daha da fazlasının olması mümkündü. Bir çok uzaylı yeraltındaki 5,6 ve 7. katlarda bulunuyordu. Dulce’den Page’ye (Arizona’daki yer altı tesisleri) daha sonra Nevada’daki 51. Bölge’nin altındaki bir üsle bağlantılar vardı. Dulce’den kalkan tüp-mekik, Taos, NM, Colarado Springs, Colarado, Creed, Colarado Sandia gibi yer altı üslerinden geçtikten sonra, Carlsbad, NM’ye varıyordu. ABD altındaki tüneller ve yer altı şebekesinin birbirleriyle tüp-mekik bağlantıları vardır.
 
 
Dulce üssünde, kapılar ve koridorlar üzerindeki çoğu işaretler, uzaylı sembol dilinde yazılmıştır. Bu evrensel sistemi burada insanlar ve uzaylılar tarafından rahatlıkla anlaşılmaktaydı. Thomas’ın anlattığına göre, yeraltındaki 2. kattan sonra, herkes çıplak olarak tartıldıktan sonra, üniformaları veriliyordu. Ziyaretçilere kapalı beyaz üniformalar veriliyordu. Herkesin ağırlığı güncel olarak, bilgisayar kimlik kartının üzerine işleniyordu. Ağırlıktaki herhangi bir değişiklik anında kaydediliyor, şayet 3 pound (1.360 Kg)’un üzerinde ise, fiziksel bir inceleme ve röntgenden (X-Ray) geçmesi isteniyordu.
 
Bütün hassas bölgelerin ön tarafında göstergeler vardı. Kapı kontrol panellerinde ve döşemeyle kapı arasında da göstergeler vardı. Her şahıs bilgisayar kimlik kartını kapının yanındaki yarığa sokuyor ve nümerik kodunu anahtar tuşuna giriyordu. İşlemler sırasında meydana gelebilecek en ufak bir aksaklık bile, oraya bütün güvenlik memurlarının toplanmasına yetiyordu. Hassa bölgelerde kimsenin bir şey taşımasına izin verilmiyordu. Bütün malzemeler, bir taşıma bandına konuyor ve röntgen cihazından geçiriliyordu. Aynı işlem hassas bölge terk edilirken de tekrarlanıyordu.
 
Bütün asansörler manyetik olarak çalışıyordu ve asansör kabloları mevcut değildi. Işıklar dahil her şey ileri manyetik bir sistem tarafından kontrol ediliyordu. Buralarda alışılmış ampuller yoktu. Tüneller fosforlu birimler ve şekilsiz emisyon şeritleri vasıtasıyla aydınlatılıyordu. Bazı derin tünellerde, bölgeye geçici olarak aydınlatmak için bir çeşit fosfor pentaoksit kullanılıyordu. Bilinmeyen sebeplerden dolayı uzaylılar bu bölgelere yaklaşmıyorlardı.
 
 
 Yeraltındaki üssün katları
 
1. kat yol bakımı için garaj ihtiva ediyordu.
 
2. katta trenler, mekikler, tünel delgi makineleri ve disk bakımı için garaj bulunuyordu.
 
3. katta özel ofisler ve labaoratuvarlar
 
4. katta, insan-aura’sı için araştırma yapılan odalar
 
5. telepati, hipnoz ve rüyalar üzerinde araştırmalar yapılıyordu. Thomas’ın dediğine göre, onlar insanların bio-plazmik bedenini, fiziksel bedenden ayırıp, bunun yerine uzaylı varlığın “hayat-güç-matrix”ini yerleştiriyorlardı. Bu şekilde insanın “can” hayat gücü matrix’ini ortadan kaldırıyorlardı.
 
 6. kat “Kabus Salonu” olarak biliniyordu. Burada balıklar, kuşlar, fareler vb. hayvanların orijinal şekillerinin değiştirildiği genetik laboratuarlarda bulunmaktaydı. Bu katta ayrıca çok kollu ve çok bacaklı insanlar, kafeslerde tutulan 7 feet ( 2,13 m) uzunluğunda humandoid-yarasa benzeri yaratıklar vardı. Uzaylılar insanlara genetik hakkında hem faydalı, hem de çok tehlikeli birçok şey öğretmişlerdi.
 
 
Gri’ler ve reptoid’ler analitik zekaya sahip, teknolojiye yatkın yaratıklardı. Diğer bir uzaylı grup olan Nordik insanlarla(6) çatışma halindeydiler. Belki de gelecekte vuku bulacak büyük savaşa burada hazırlanıyorlardı.
 
Bu “sürüngenimsi”lerin bir özelliği de diğer canlı varlıklara karşı etik ve insani hiçbir duygu ve düşünceye sahip olamamalarıydı. Bu nedenle her türlü deneyi rahatlıkla yapabiliyorlardı.
 
İnsan genetik haritasının çıkarılması (Genome projesi) için Amerikan Enerji Bakanlığının (DOE) içinde şu kuruluşlar bulunuyordu; “Ulusal Sağlık Ensitüsü”, “ National Science Foundation ” (Ulusal Bilim Vaktfı), “ Howard Huges Medical Institue ” ve tabii ki, DOE tarafından yürütülen Dulce yer altı laboratuarları.
 
Thomas’a göre, uzaylılar androjinal’dı (Hem erkek hem dişi, çifte cinsiyetli) ve ortaya çıkan canlı, partenogenez’le (Yani kendiliğinden üremeyle) çoğalıyordu. Dulce’de çok geçerli form veya üreme poliembriyoni idi. Her embriyo 6 veya 9 birey ortaya çıkaracak şekilde bölünüyordu.
 
Uzaylı ve insan Bio-Tekniği insanlığa hizmet etmek için mi, yoksa bizleri kontrol etmek ve egemen olmak için mi kullanılacak? Niçin UFO’lar tarafından kaçırılanlar genetik deneylerde kullanılıyorlar?
 
Thomas’ın Dulce’den ayrılmasına neden olan şey, 7. kattaki kafeslerde gördüğü ve ondan yardım isteyen insanlar olmuştu. Thomas’a göre, sıra sıra binlerce insan ve insan-uzaylı melezleri ve humanoid embriyolar soğuk hava depolarında tutuluyordu.
 
Uzaylılar ne toprak, ne altın, ne madenler, ne su, ne de insanların sahip olduğu şeyleri istemiyorlardı. İstedikleri tek şey, dünyanın manyetik gücüydü. Uzaylılar bu gücü bizim bilmediğimiz bir şekilde kullanıyorlardı.
 
Evet, Thomas’ın hikayesi inanılmaz gibi görünüyor ama, anlatılanlar gerçekte yaşanan bir kabusun sadece bir kısmını oluşturuyor olabilir. Dulce’de garip şeyler olduğuna dair birçok delil var.  UFO görüntüleri, kaçırılma ve hayvan parçalama olaylarının arkasında daha korkunç hakikatler gizleniyor olabilir.
 
Yakın zamanlarda Archuleta Mesa’da sondaj ve bilgisayar analizi yapan bir grup bilim adamı, Mesa’nın altında derin mağaralar olduğunu tespit ettiler.

KONUYLA İLGİLİ VİDEO

 BİLL Schneider ve DULCE ÜSSÜ, AREA 51
 
Önemli bir kaç not :
 
1-     Griler, eski Mısır ve Sümer yer altı mitolojilerinde de insanları kaçıran yaratıklar olarak biliniyorlardı. Sümer mitolojisinde bunlara “ GALATUR ”, Mısır mitolojisinde ise “ USHABTİU ” deniyordu.  
 
2-     X-Files (Gizli Dosyalar) dizisinde, FBI ajanı Mulder’e her türlü bilgi veren ve yardım eden eski CIA ajanı Henry Kissinger’ı hatırlarsınız.  
 
3-     Bu sürüngenimsi canavar ile halk arasında bir panik yaratmak ve onların “Yeni Dünya Düzeni”ni daha kolay kabul etmeleri isteniyordu.  
 
4-    Sürüngenimsi ırk, büyük çoğunluğu Dördüncü Boyut’ta bulunan ve dünya üzerindeki en güçlü ve en kötü insan zihinlerini kontrolü altında bulundurup beyinleri yıkayan genellikle ruhsal varlıklardır.
 
5-    Aura (Psişik hale, halka da denir): İnsan vücudunu (hayvan ve bitkileri de) bir zarf gibi saran ışıklı haleler, emanasyonlar topluluğudur. Şekli ovale yakın bir tarzdadır. Erkek ve kadınlarda farklı biçimlerde göüzkemektedirler.  
 
6-   Nordik insanlar ise Reich ( Nazi ) Almanlar’ın müttefiki Aldebaranlı dünya dışı varlıklardı.  
 
*  David Darlington, “ Area 51 The Dreamland Chronicles ” (The Legend of America’s most secret Military Base) Henry Holt and Comp. Inc. 1997
 
 
*    Dulce & Other Underground Bases and Tunnels. (Internet)
 
*    Turgut Gürsan, Yeraltındaki Gizli Dünyalar. s. 195- 204
 
*    Ömer Özkaya, “ CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları ”
http://www.uubam.com/node/290

GALAKTİK İNSAN WEB TEAM

KGB ve CIA nın GİZLİ KAYITLARI (1945-1995)



GALAKTİK İNSAN WEB TEAM

BU GÜNE KADAR ÇÖZÜLEMEYEN GÖRÜNTÜLER


GALAKTİK İNSAN WEB TEAM

12 Haziran 2014 Perşembe

IŞIKTAN HIZLI OLACAK BİR UZAY GEMİSİ TASARLANIYOR-NASA

Nasa Bilim İnsanları, adeta bir Bilim Kurgu filminden çıkmış bir Uzay gemisi Tasarımladılar. Nasanın Johnson Uzay Merkezinden Dr. Harold “Sonny” White ve ekibindeki bir grup Bilim İnsanı 2010 yılından bu yana üzerinde çalıştıkları, Işıktan hızlı gidebilecek bir Uzay Gemisi tasarımını bir konferansla açıkladılar. Sanatçı Mark Rademaker tarafından illüstre edilen Gemi, oldukça şaşırtıcı ve bir Bilim Kurgu filminden çıkmış etkisi yarattı. Dr. Harold, dış Halkaların arasında kalan ve geminin ana hareket bölümününü oluşturan kısmının esas itici güç bölümü olduğunu ve yakıtının muhtemel olarak Nükleer olacağını belirterek, dış Halkaların bir Zaman/Uzay Bükücü işlevi görecek donanımı içereceği ve bükülen zamanın içinde ana hareketin itiş gücü, yerel bir hız seviyesiyle sağlanarak Einstein'in Işık Hızı aşılamaz prensibine ters düşmeden Işık Hızından çok daha hızlı bir hareketle Uzayda yolculuk yapılabileceğini açıkladı. Teorik fizikçi Miguel Alcubierre'in, Alcubierre Sürücüsü adını verdiği teoriksel kavrama dayanan tasarım ışık hızının belirli koşullar altında aşılması prensibine dayanıyor. Buna göre Dünyaya 4.36 ışık yılı uzaklıktaki en yakın Yıldız Alpha Centauriye ulaşım iki haftalık bir sürede gerçekleşecek...
Temel nokta bütünüyle Zaman/Uzayın bükülmesine dayanmakta. Bunun nasıl başarılacağının ise halihazırda üzerinde çalışılan bir konu olduğu belirtiliyor. Kuşkusuz zamanın bir boyut olarak kabulü bu işlemin işlevselliğini artırarak gerçekleşmesinin önünü açabilecektir. Bu da ancak, Karadelikvari çekimsel alanlar yaratabilecek bir kısım Manyetik Alanların yaratılması ile olanaklı görünüyor. Kuşkusuz bu sorunu çözebilecek donanımlar ise halihazırda deneme safhasında gibi duruyor. Bu noktada Philadelphia deneyi akıllara geliyor. Resmiyette inkar edilen o yıkıcı deneyin bir Tesla Tasarımı olduğu ve bu Tesla dökümanlarının hala onları çözmeye çalışan Amerikalı Bilim İnsanlarının elinde olduğu düşünülürse hızlı Uzay yolculuğunun bir Kurgudan çok, gerçekleşmeye doğru giden bir gelişme olduğu farkedilebilecektir. Gerekli olan ise sadece zaman...
Yine de herşeyin gerçekleşmesinin Dünya İnsanlığının ve Bilinen Evrenin yararına OLması en büyük temenni olmalı ve Barış ve Özgürlükçü, Bolluklu, Refah dolu Mutlu ve Adil bir Paylaşımın yolunun açılmasıdır...
Kaynak : Bora SARAÇ , Süleyman KAYA

GALAKTİK İNSAN WEB TEAM